Kimyasal Maruziyet Risk Değerlendirme Tehlikeli Kimyasallarla Yapılan Çalışmaları Ne Kadar Yönetebiliyoruz?

Bilindiği gibi “Kimya Sanayi”, plastikten kozmetiğe, ilaçlardan boyalara kadar birçok alanda sağladığı nihai ürünlerin yanı sıra, pek çok sektöre de ara mal ve ham madde temin eden bir sanayi dalı olarak, ekonomiye öncülük etmektedir. Kimya sanayi hayat standardımızı arttıran, hastalıklara karşı korunmamızı ve tedavi edilmemizi sağlayan, temizlik ve hijyen konularında katkıda bulunan, giyinme ve beslenmede insanlığın ihtiyacını karşılayan bir sanayi dalıdır.

 

 

Kimya endüstrisindeki teknolojik gelişmeler ile kimyasal ürünler, insan sağlığı ve yaşam sürecini büyük ölçüde iyileştirmiş, tarımsal üretimi arttırmış, genel yaşam kalitesini, imkânları ve konforu yükseltmiştir. Kimyasal maddelerin kullanımı özellikle 1940'lardan sonra hızla artmış, 1950 yılında 7 milyon ton/yıl olan dünya kimyasal madde üretimi 1985 yılında 250 milyon ton/yıl'a yükselmiştir. Bugün bu rakam 400 milyon ton/yıl'a ulaşmıştır.

 

Gerek kimyasal maddelerin her alanda yoğun olarak kullanılmaya başlanması gerekse kontrolsüz kullanımın yarattığı ciddi sağlık ve çevre sorunları, toplumlarda kimyasal madde kullanımına karşı korku ve tepkinin de oluşmasına neden olmuştur.

 

 

Bilindiği üzere kimyasallarla ilgili zararları önlemenin en etkin yolu kimyasalı tanımak, çevre ve sağlık üzerindeki etkilerini bilerek kontrollü kullanmaktır. Kimyasalların özellikle kullanıcılar tarafından bilgi yokluğu veya eksikliği nedeniyle yanlış kullanılmasını ve kullanan kişilere ve/veya çevreye verebilecekleri etkilerin önceden bilinmesini sağlamak üzere o kimyasalla ilgili “Güvenlik Bilgi Form”larının hazırlanması gerekmektedir.

 

Ancak pratiğe bakıldığında ülkemizde kullanılmakta olan birçok kimyasalın güvenlik bilgi formlarının sağlanmasında zorluk yaşanmaktadır. Özellikle de ithal edilen kimyasal ve müstahzarların birçoğunun yurtdışındaki üreticisinden güvenlik bilgi formu sağlanamamakta, bazen tek sayfalık güvenlik bilgi formları ile karşılaşılabilmektedir.

 

Söz konusu yönetmelikler çerçevesinde 2010 yılından itibaren artık güvenlik bilgi formlarının akredite olmuş kuruluşlar tarafından belgelendirilmiş kişiler tarafından hazırlanması gerekmektedir, etiketleme ve sınıflandırma için de birçok bilgi ve test de yapılması gerekmektedir. Ülkemizde kullanılan binlerce kimyasalın güvenlik bilgi formlarının yeni yönetmeliklere göre revizyonunun oldukça uzun ve sıkıntılı bir süreç olacağı açıktır. Tüm bu olumsuzluklara rağmen ülkemizde kullanılan kimyasal ve müstahzarlar hakkında çok daha fazla bilgi edinilmesini sağlaması, güvenlik bilgi formlarının hazırlanmasında bir sorumlunun belirleniyor olması ve kullanılan maddelerin kontrol altına alınması açısından yayınlanan yönetmelikler önemli bir gelişme olarak değerlendirilmelidir.

 

 

Sanayimizde birçok iş kolunda kimyasallarla çeşitli işlemler gerçekleştirilmekte ve bu işlemler esnasında meydana gelen arıza veya bakım gibi faaliyetlerde ortama yayılan gaz, buhar veya tozlar nedeni ile patlayıcı ortamlar ile karşı karşıya kalınmaktadır. Bu bağlamda işyerinde bulunan, kullanılan veya herhangi bir şekilde işlem gören kimyasal maddelerin tehlikelerinden ve zararlı etkilerinden işçilerin sağlığını korumak ve güvenli bir çalışma ortamı sağlamak için asgari şartları belirlemek üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından “Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik” ile “Çalışanların Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Korunması Hakkında Yönetmelik” yayınlanmıştır.

 

Tehlikeli kimyasal maddeler, Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık Ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik’in 4/1-b maddesinde “Patlayıcı, oksitleyici, çok kolay alevlenir, kolay alevlenir, alevlenir, toksik, çok toksik, zararlı, aşındırıcı, tahriş edici, alerjik, kanserojen, mutajen, üreme için toksik ve çevre için tehlikeli özelliklerden bir veya bir kaçına sahip maddeleri ve karışımları veya kimyasal, fiziko-kimyasal veya toksikolojik özellikleri ve kullanılma veya işyerinde bulundurulma şekli nedeni ile çalışanların sağlık ve güvenliği yönünden risk oluşturabilecek maddeler veya mesleki maruziyet sınır değeri belirlenmiş maddeler” olarak tanımlanmaktadır.

 

Kimyasal maddelere uzun süreli (kronik) maruziyetler sonrasında insanlarda sağlık sorunları gelişebilecektir. Maruz kalınan kimyasal maddenin tehlike potansiyeline göre değerlendirme yapması yeterli değildir.

 

Her kimyasal maddenin belli dozların üzerinde zehirli (toxic) etki gösterebilme potansiyeli zaten mevcuttur. Her kimyasal maddenin bu belli dozlar üzerinde gösterebileceği zehirli etkiler doğal olarak insanlar için tehlike (hazard) olarak algılanmaktadır. Ancak bu noktada unutulmaması gereken şey pek çok kimyasal maddenin belli dozların altında insanlarda zehirli etki göstermeyecek olması gerçeğidir. Bu gerçekten hareketle, kimyasal maddelerin sadece tehlike potansiyellerine bakarak bu kimyasal maddelere maruz kalan insanlarda oluşabilecek sağlık riskleri hakkında yorum ve bilgilendirme yapmaya çalışmak son derece yanlış ve gerçek dışı bir değerlendirme olacaktır. Ancak maalesef günümüzde kimyasal madde maruziyeti sonrasında insanlarda oluşabilecek sağlık riskleri çoğunlukla kimyasal maddenin tehlike potansiyeline göre yapılmaktadır.

 

Bir kimyasal maddeye kronik maruziyet sonrasında insanlarda oluşabilecek sağlık riskleri o kimyasal maddenin tehlike potansiyelinden çok, maddenin maruz kalınan dozuna (konsantrasyonuna) bağlıdır. Maruz kalınan bir kimyasal maddenin insanlarda herhangi bir sağlık sorunu oluşturup oluşturamayacağı konusunda bilimsel temellere dayanan bir yorum yapabilmek için “maruz kalınan miktarın” mutlaka bilinmesi gerekir. Maruz kalınan kimyasal maddenin hangi dozunun (veya konsantrasyonun) üzerinde sağlık riski oluşturabileceği artık günümüzde bilinmektedir. Dolayısıyla herhangi bir kimyasal maddeye sağlık riski oluşturabilecek dozların (konsantrasyonların) altında maruz kalınmış olması, o kimyasal madde maruziyetinin insanlarda sağlık riski oluşturmayacağı anlamına gelecektir.

 

Maruz kalınan kimyasal maddenin dozuna (konsantrasyonuna) göre insanlarda ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarını değerlendirmek, kimyasal maddelerin zaten var olan tehlike potansiyellerine göre insanlarda ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarını değerlendirmeye çalışmaktan tamamen farklı ve bilimsel bir yaklaşımdır. Maruz kalınan kimyasal maddenin dozu (konsantrasyonu) göz önüne alınarak yapılan sağlık riski değerlendirmeleri toksikolojinin “Risk Değerlendirmesi” (Risk Assessment) başlığı altında yer alan temel konularından biridir.

 

 

Yönetmelikler Gereğince “Kimyasal Maruziyet Risk Değerlendirmesi”

 

Kanserojen veya Mutajen Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik’in 5. Maddesi gereğince risklerin değerlendirilmesi için işveren; 29/12/2012 tarihli ve 28512 sayılı Resmî Gazete`de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği uyarınca işyerinde gerçekleştirilen risk değerlendirmesinde; kanserojen veya mutajen maddelere maruziyet riski bulunan işlerde çalışanların; bu maddelere maruziyet türü, maruziyet düzeyive maruziyet süresini belirleyerek riskleri değerlendirir ve alınması gerekli sağlık ve güvenlik önlemlerini belirler.

 

Risk değerlendirmesinde kanserojen veya mutajen maddelerin, deri yolu da dâhil olmak üzere vücuda giriş yollarının tümü dikkate alınır. Risk değerlendirmesi gerçekleştirilirken, belirli risklerden etkilenecek çalışanların sağlık ve güvenlikleri ile kanserojen veya mutajen maddelerle çalışmak istemeyenlerin bu istekleri özel olarak dikkate alınır.

 

Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik 6. Maddesi gereğince risk değerlendirmesi yapılırken işverenin hangi hususları dikaate alması gerektiği özellikle belirtilmiştir.

 

İşveren, işyerinde tehlikeli kimyasal madde bulunup bulunmadığını tespit etmek ve tehlikeli kimyasal madde bulunması halinde, çalışanların sağlık ve güvenliği yönünden olumsuz etkilerini belirlemek üzere, 29/12/2012 tarihli ve 28512 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümlerine uygun şekilde risk değerlendirmesi yapmakla yükümlüdür.

 

 

Kimyasal maddelerle çalışmalarda yapılacak risk değerlendirmesinde aşağıda belirtilen hususlar özellikle dikkate alınır:

 

  • Kimyasal maddenin sağlık ve güvenlik yönünden tehlike ve zararları.

  • İmalatçı, ithalatçı veya satıcılardan sağlanacak Türkçe malzeme güvenlik bilgi formu.

  • Maruziyetin türü, düzeyi ve süresi.

  • Kimyasal maddenin miktarı, kullanma şartları ve kullanım sıklığı.

  • Bu Yönetmelik eklerinde verilen mesleki maruziyet sınır değerleri ve biyolojik sınır değerleri.

  • Alınan ya da alınması gereken önleyici tedbirlerin etkisi.

  • Varsa, daha önce yapılmış olan sağlık gözetimlerinin sonuçları.

  • Birden fazla kimyasal madde ile çalışılan işlerde, bu maddelerin her biri ve birbirleri ile etkileşimleri.

 

İşveren, tedarikçiden veya diğer kaynaklardan risk değerlendirmesi için gerekli olan ek bilgileri edinir. Bu bilgiler, kullanıcılara yönelik olarak, varsa kimyasal maddelerin yürürlükteki mevzuatta yer alan özel risk değerlendirmelerini de içerir. Tehlikeli kimyasal maddeler içeren yeni bir faaliyete ancak risk değerlendirilmesi yapılarak belirlenen her türlü önlem alındıktan sonra başlanır.

 

Tozla Mücadele Yönetmeliği’nin 6. maddesi gereğince de risk değerlendirmesi yapılması gereklidir. İşveren, çalışanlarının sağlık ve güvenliğini tehlikeye atacak, işyerinde bulunan tozlardan kaynaklanan olumsuz etkileri belirlemek üzere, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve 29/12/2012 tarihli ve 28512 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümlerine uygun şekilde risk değerlendirmesi yapmakla yükümlüdür. Tozlu işlerde yapılacak risk değerlendirmesinde aşağıda belirtilen hususlar özellikle dikkate alınır.

 

  • Ortamda bulunan tozun çeşidi,

  • Ortamda bulunan tozun sağlık ve güvenlik yönünden tehlike ve zararları,

  • Maruziyetin düzeyi, süresi ve sıklığı,

  • Bu Yönetmeliğin Ek-1’inde yer alan mesleki maruziyet sınır değerleri,

  • Toz ölçüm sonuçları,

  • Alınması gereken önleyici tedbirleri,

  • Varsa daha önce yapılmış olan sağlık gözetimlerinin sonuçları.

 

Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik 8. maddesi gereğince “Kantitatif Risk Değerlendirmesi” yapılması gerekmektedir. Yönetmelik gereğince Seveso Üst seviyeli ve alt seviyeli işyerlerinde “Kimyasal Maruziyet Risk Değerlendirmesi” yapılması mecburidir.

 

Bu Yönetmelik kapsamındaki alt ve üst seviyeli kuruluşlarda büyük endüstriyel kaza tehlikelerinin belirlenmesi ve bu tehlikelerden kaynaklanacak risklerin değerlendirilmesi amacıyla kantitatif metotlarla risk değerlendirmesi yapılır. Bu madde kapsamında yapılan risk değerlendirmesinde, 29/12/2012 tarihli ve 28512 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliğinin, bu Yönetmeliğe aykırı olmayan hükümleri uygulanır. Kantitatif risk değerlendirmesinde, büyük kazaya yol açabilecek tehlikeler ve aşağıda belirtilen hususlar dikkate alınır:

 

  • Tehlikeli kimyasalların sınıflandırılması, bu kimyasalların miktarları ve karşılıklı etkileşimleri.

  • Kimyasal maruziyetin insan ve/veya çevre açısından değerlendirilmesi.

  • Patlayıcı ortamlar ve bu ortamların kalıcılığı, patlayıcı ortam sınıflandırması ve bu alanlarda kullanılacak ekipmanların uygunluğu.

  • Proses içerisindeki tehlikeli ekipmanların belirlenmesi ve gruplandırılması.

  • Proses tehlikeleri ile proses ekipmanlarının ve/veya enstrümanlarının karşılıklı etkileşimleri.

  • Proses enstrümanlarının ve acil durum kapatma sistemlerinin güvenilirlik değerlendirmesi ve sertifikasyonu.

  • Bakım ve onarım işlerinde güvenilirlik verisi.

  • Güvenilirlik merkezli gerçekleştirilecek bakım ve risk temelli kontrol yöntemleri.

  • Büyük kaza senaryolarının kök neden ve sonuç analizi.

  • Geçmişte yaşanan kazalar ve bu kazaların nicel tekrarlanma olasılıkları.

  • İnsan hataları ve güvenilirlik analizi.

 

Tehlikeli Kimyasal Maddelerle İlgili AB Politikası ve Ülkemizdeki Mevzuat 

CLP Tüzüğü

 

CLP Tüzüğü (1272/2008 sayılı direktif) ise madde ve karışımların sınıflandırılması, etiketlenmesi ve ambalajlanması hakkındaki yeni AB mevzuatıdır. AB’de 20 Ocak 2009 tarihinde yürürlüğe girmiş olup kimyasal madde ve karışımların üretimini, ithalatını yapan, kullanan veya dağıtımını yapan tedarikçileri kapsamaktadır. Birleşmiş Milletler’in sınıflandırma ve etiketlemedeki Küresel Uyumlaştırma Sistemi (GHS) kriterlerine uyum amacıyla hazırlanmış bir direktifdir. Kademeli olarak Tehlikeli Maddeler Direktifi (DSD-67/548/EEC) ve Tehlikeli   Karışımlar Direktifi (DPD-1999/45/EC)’nin yerini almıştır.

 

Avrupa Birliği’nin çevre mevzuatına uyum çalışmaları kapsamında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 11/12/2013 tarihinde 28848 sayılı Resmi Gazete’de“Maddelerin ve Karışımların Sınıflandırılması, Etiketlenmesi ve Ambalajlanması Hakkında Yönetmelik” olarak yayınlamıştır. Yönetmelik’in amacı; piyasaya arz edilen maddelerin, karışımların ve bazı eşyaların, insan sağlığı ve çevre üzerinde yaratabilecekleri olumsuz etkilere karşı yüksek seviyede koruma sağlamak ve serbest dolaşımlarını temin etmek üzere sınıflandırılmasına, etiketlenmesine ve ambalajlanmasına ilişkin idari ve teknik usul ve esasları düzenlemektir. Yeni Yönetmelik kapsamında maddeler için 1 Haziran 2015, karışımlar için ise 1 Haziran 2016 tarihinden itibaren Yönetmelik usul ve esaslarına göre sınıflandırma, etiketleme ve ambalajlama yapma yükümlülüğü getirilmiştir.

 

Kimyasal Maruziyet Risk Değerlendirme Yöntemleri

 

Kimyasal maddelere maruziyetin önlenmesi veya “Kabul edilebilir Seviye” indirilerek çalışanların sağlıklarının korunması için ülkelerin ilgili ve yetkili mercileri 1970’lerden itibaren kalitatif ve yarı kantitatif birçok risk değerlendirme yöntemi geliştirmiştir. Bunlar arasında “COSHH-ILO Chemical Control Toolkit” olarak bilinen kimyasal maruziyet risk derecelendirme ve risk değerlendirme yöntemi sağlık açısından tehlikeler ve potansiyel maruziyeti basit ve anlaşılır bir şekilde ortaya koyması nedeniyle en etkili yöntemdir. Aşağıda ülkeler bazında en çok kullanılan kimyasal maruziyet risk değerlendirme yöntemleri kısaca açıklanmıştır.

İsviçre Peyniri Modeli Kimyasal Maruziyet Değerlendirme

 

Bu yöntem ünlü isviçre peyniri modeli baz alınarak geliştirilmiştir. Mantık birebir aynıdır. Yöntemde kimyasalın karekteristiği öncelikle belirlenmektedir. Olumsuz etkilerin İsviçre peynir modelinde olduğu gibi kimyasallara maruz kalma, peynir parçaları tarafından temsil edilen TFACS kategorilerindeki gizli başarısızlıklara neden olabilir. Bu kategorilerin her biri için başarısızlık örnekleri listelenir. Bariyerler şeklinde gösterimi mevcuttur ve yarı kantitatif veya kantitatif olarak hesaplama yapılabilir. Ancak geçmiş veriye fazla gereksinim duyması sebebi ile uygulanması oldukça güçtür.

 

Control of Substances Hazardous to Health Regulations -Sağlık Açısından Tehlikeli Kimyasalların Kontrolü (COSHH) ve International Chemical Control Toolkit- Uluslararası Kimyasalların Kontrol Sistemi (ICCT)

 

1980’li yıllarda ilaç endüstrisinde çalışanların kimyasal maddelere maruz kalarak meslek hastalıklarına yakalanma riski üzerine; Syntex, Merck, Abbott, Upjohn ve Lilly gibi ilaç firmaları konuyla ilgili araştırmalar başlatmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda farmasötik aktif maddelerle çalışmalarda maddelerin toksisitelerine bağlı olan tehlikelerin ve bu maddelere bağlı maruziyet risklerine karşı alınacak kontrol önlemlerinin kategorilendirilebileceği anlaşılmıştır. İlaçların geliştirilmesi aşamasında kontrol kategorizasyon ya da “banding – aralık” yaklaşımı, farmasötik aktif maddelerin elleçlenmesinde etkin bir yaklaşım olup tüm dünyada ilaç sanayinde ve biyo-teknoloji alanında kabul görüp çok çeşitli şekillerde uygulanmış ve diğer endüstriyel alanlarda da geliştirilerek kullanılmaya başlanmıştır.

 

1998 yılında İngiltere Sağlık ve Güvenlik İdaresi (HSE) mesleki maruziyetin kontrolü amacıyla COSHH sistemini geliştirmiştir. Aynı amaçla Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO), Uluslararası İş Hijyeni Derneği (IOHA) desteğiyle ICCT Sistemi’ni geliştirmiştir. Her iki sistem de Kontrol Bandı-Aralığı Yaklaşımı esas alınarak oluşturulmuştur. Tehlikeli kimyasallara en fazla maruz kalınan alanlarda, kimyasalın tehlike sınıfı ve maruz kalınma sıklığı göz önüne alınarak tartım, karıştırma, dolum gibi görevler sırasında kimyasalların; kullanımını kontrol edip, tavsiyeler sağlamaktır. Sistemlerin tek farkı; COSHH sadece AB R risk ibarelerini baz alırken, ILO Chemical Control Toolkit ise AB R ibareleri yanı sıra Küresel Uyumlaştırma Sistemi (GHS) tehlike sınıflarını da temel almaktadır.

 

 

INRS - Institut National de Recherche et de Sécurité -Potansiyel Risk Hiyerarşi Yöntemi

 

Fransız Araştırma Merkezi tarafından oluşturulan sistem işyerinde kimyasal tehlikeler ve maruziyet faktörlerinden kaynaklanan risklerin değerlendirilmesine dayanmaktadır. Kimyasal GBF ve etiketlerindeki bilgiler doğrultusunda tehlike sınıfı, kullanım sıklığı ve kullanım miktarı 1’den 5’e kadar derecelendirilir, derecelendirme sonucu tehlike sınıflandırması ve kullanım sıklığı ve miktarı olan potansiyel maruziyet bulunmaktadır.

Dow Chemical Exposure Index (CEI) Yöntemi

 

Dow Chemical Exposure Index (CEI) Yöntemi, kimyasal maddelerin endüstriyel kazalar sonucu ortama toksik yayılımı, yangın ve patlaması sonrasında ortaya çıkabilecek toksik gazların yayılımı vb. nedenlerle insanlarda ortaya çıkabileceksağlık açısından akut riskleri derecelendirme yöntemidir. Proseste meydana gelebilecek sızıntılardan olası buhar veya gaz yayılımının tahmin edilmesini de sağlamaktadır. Index, genellikle HAZOP, Proses Tehlike Analizi (PHA), What If, Proses FMEA gibi proses tehlike analizleri ile birlikte kullanılmaktadır. Dow CEI indeksinin hesaplanabilmesi için maddenin fiziksel ve kimyasal özellikleri, proses akış diyagramı, P&ID vb. bilgiler gereklidir.

 

 

TNO Enstitüsü- Stoffenmanager Yöntemi

 

Bu yöntem, Hollandalı ArboUnie ve TNO Enstitüsü tarafından geliştirilmiş, küçük ve orta ölçekli kimyasal maruziyet potansiyeli olan firmalarda kullanılabilecek web tabanlı interaktif bir yöntemdir. Yöntem, tehlikeli kimyasal maddelerin risk envanterinin oluşturulması, envanterde yer alan risklerin değerlendirilmesi ve kontrol edilmesine yönelik kontrol planları ve talimatların oluşturulması aşamalarından oluşmaktadır.

 

Kjemi Risk Yöntemi


Bu yöntem, Norveçli yağ endüstri şirketleri tarafından geliştirilmiştir. Firmanın deneyimleri ve çeşitli uygulamalarından yola çıkılarak oluşturulmuştur, daha sonra diğer sanayi kollarında da uygulanmaya başlanmıştır. Kimyasalların sağlık açısından risklerinin değerlendirilmesine, çalışanların kimyasala maruziyetinin derecelendirilmesine yönelik bir yöntemdir. Kimyasallar R ibareleri ve S cümleciklerine göre 1’den 5’e kadar sağlık açısından tehlikeli olarak gruplandırılır, risk değerlendirme potansiyel risk ve son risk olarak 2 aşamaya ayrılır. Risk değerlendirme aşamasında akciğerler, iç organlar ve deride oluşabilecek etkilenmenin potansiyelinin değerlendirilmesini sağlamaktadır.

Semi-Quantitative Risk Assessment (SQRA) Yöntemi

 

Singapur Çalışma Bakanlığı tarafından geliştirilmiş bir yöntemdir. SQRA, yarı kantitatif bir bir risk değerlendirme yöntemidir. SQRA yöntemi ILO Toolkit kimyasal maruziyet risk değerlendirme yöntemi baz alarak geliştirilmiştir, iki yöntem birbirine çok benzerdir. Kimyasal tehlikelerin belirlenmesi, maruziyetin değerlendirilmesi, riskin derecelendirilmesi ve risklerle ilgili uygun kontrol önlemlerinin belirlenmesi aşamalarını içerir. SQRA yönteminde kişisel maruziyetin izlenmesi, maruziyet faktör ve parametrelerinin belirlenmesi ve saha ya da proses aşamasında ampirik ve teorik formüller yardımıyla maruziyetin belirlenmesi gerçekleştirilir. Yarı kantitatif bir uygulama olması nedeniyle diğer yöntemlere göre uygulanması aşaması daha meşakatlidir.

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload